<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0"><channel>



<title>Red Thread e-dergi</title>
<link>http://www.red-thread.org</link>

<language>tr</language>
<item><title><![CDATA[Sayı 3]]></title><link><![CDATA[http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=9]]></link><description><![CDATA[12.11.2011 <p style="text-align: justify;"><em>Red Thread</em> e-dergisinin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sayısında, derginin başlangıcından itibaren odaklandığı b&ouml;lgeden gelen eleştirel vaka incelemeleri, denemeler ve g&ouml;r&uuml;şmeler yer alıyor. Bu metinlerde ekonomik, toplumsal ve politik a&ccedil;ılardan "dezavantajlı" sayılan sosyallikler tarafından geliştirilen değişik m&uuml;cadele bi&ccedil;imleri, ve sanatsal ve aktivist pratiklerin bu topluluklarla kurduğu &ccedil;etrefil ve genellikle karmaşık ilişki tartışılıyor. K&uuml;reselleşmiş kapitalist d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerle ele ele veren devlet siyasaları tarafından ya kenara itilmiş, ya yerinden edilmiş ya da par&ccedil;alanmış olan bu susturulmuş toplulukların yaşamlarını s&uuml;rd&uuml;rmek ve egemen g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;k ve temsil politikalarına karşı direnmek i&ccedil;in kendilerine &ouml;zg&uuml; belirli stratejilerinin yanı sıra onları kent bağlamındaki daha geniş &ouml;l&ccedil;ekli d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerden hem <em>koparan</em> hem de bunlara <em>bağlayan</em> arzu ve korkuları var. Bu sayıyı hazırlarken amacımız tam da bu <em>aralık</em>ta birbiriyle ilişkili bir dizi soruyu irdelemekti: sermayenin ulusal/ulus&ouml;tesi mek&acirc;nları ile pratiklerin mahalleri arasında; denetim altına alınmış kamusal mek&acirc;nlar ile kamusal edimler arasında; farklı mutenalaştırma bi&ccedil;imleri ile yeni ortaya &ccedil;ıkan aidiyet bi&ccedil;imleri arasında; hafıza ile karşı-hafıza arasında, bir başka deyişle, zorla dayatılan soyutlamalar ile dağınık da olsa yeni maddileşme bi&ccedil;imleri arasındaki aralıkta.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Aralık</em> &uuml;zerinde durmayı &ouml;zellikle verimli buluyoruz. Aralık, g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;k ve g&ouml;r&uuml;nmezlik arasındadır. G&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;k ve g&ouml;r&uuml;nmezlik &ccedil;oğu zaman birbirinin karşısına konur ve birincisi, g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; varsayılan toplulukla daha demokratik bir ilişkiyi ima eder. Ancak, neoliberal zamanlarda g&ouml;r&uuml;nmezlik, sermayenin k&ouml;k salmış ama sanal konumları tarafından desteklenerek &ccedil;oğalan g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;k bi&ccedil;imlerinin i&ccedil;inde bir yerlerdedir. Dezavantajlı topluluklar ya araştırma ve siyasa &uuml;retimini destekleyen nesneler haline getirilirler ya da medyadaki egemen temsil etme bi&ccedil;imleri tarafından, "yoksulluk pornosu" kavramını hatırlatacak şekilde, g&ouml;rsel t&uuml;ketim ve denetleme ama&ccedil;lı olarak ele ge&ccedil;irilirler. Her iki durumda da kendi mahallerinden, politik etkililiklerinden ve eşitlik taleplerinden soyutlanırlar. O zaman, "politika nedir?" sorusu sadece <em>daha fazla</em> g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;k &uuml;retme peşindeki siyasaların &ouml;tesine ge&ccedil;meyi hedefleyen sanatsal ve aktivist pratikler a&ccedil;ısından hayati bir soru haline gelmektedir. Ranci&egrave;re'in eşitlik kavramını politikayı ifade etmek bakımından ilham verici buluyoruz. Y&ouml;netmek ve topluluğun rızasını yaratmakla ilgilenen, payların dağıtımı ile mevkilerin ve işlevlerin hiyerarşisine dayanan siyasadan [<em>policy</em>] kesin bir şekilde farklı olarak, Ranci&egrave;re i&ccedil;in eşitlik <em>politikası</em> "herkesin eşit olduğu varsayımından hareket eden ve bu varsayımı doğrulama &ccedil;abasının y&ouml;nlendirdiği bir dizi pratikten oluşur. Bu pratikler k&uuml;mesinin esas adı <em>kurtuluş</em> olmaya devam eder" ("Politics, Identification, and Subjectivization", <em>October</em>, 61, 1992, s. 58). Ranci&egrave;re eşitlik s&uuml;recinin bir farklılık s&uuml;reci olduğunu iddia eder, ancak farklılık, farklı kimliklerin karşı karşıya gelmesi anlamını taşımaz. Eşitliğin icra edilmesi, kendiliğin, s&ouml;zkonusu topluluğa isnat edilmiş &ouml;zelliklerin ya da niteliklerin icrası değildir; bundan farklı olarak, bir tartışmanın a&ccedil;tığı belirli bir yere [<em>topos</em>] -aralığa aittir: "politik &ouml;znenin yeri bir aralık ya da boşluktur: isimlerin, kimliklerin, k&uuml;lt&uuml;rlerin vb. arasında olduğumuz &ouml;l&ccedil;&uuml;de birlikte oluruz" (s.62).</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sayıda yer alan katkılar, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki siyasalar ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mler karşısında &ouml;ncelikle, değişik şekillerde ve tikel &ouml;rnekler &uuml;zerinden, bu aralıkları nitelemeye &ccedil;alışıyorlar; ayrıca, bu aralıkların politika i&ccedil;in sunduğu imk&acirc;nlar &uuml;zerinde duruyorlar. Politikadaki ortak karşılaşma mek&acirc;nlarının yok edilmesiyle oluşan ve politikanın muhataplarını silen, Alexander Kluge'in deyişiyle "lastik duvar"ı delmek i&ccedil;in yollar arıyorlar. Dile gelen vakalar tikel ama karşılaştırılabilir. &Ouml;zellikle sanat, aktivizm ve bu alanlar arasında dile getirilen ara oluş bi&ccedil;imleri tarafından -(bu sayıdaki bir&ccedil;ok katkıda g&ouml;r&uuml;lebileceği gibi) etkileşimde oldukları sosyalliklerle ilişkilerinde tevazu, sebat ve geri &ccedil;ekilmeye hazır olma &ccedil;ağrısıyla- benimsenebilecek yeni politik imk&acirc;nları d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in bu karşılaştırmayı yapmaya değer. Kolektif d&uuml;ş&uuml;nme &ccedil;abasının bir par&ccedil;ası olarak bu sayının olası yazarlarıyla d&uuml;zenlendiğimiz tartışma toplantısında Jean Francois P&eacute;rouse ş&ouml;yle demişti: "bir şekilde sanat, hayatımızı anlamlandırma g&ouml;revini &uuml;stleniyor ama farklı anlamlandırma pratikleri var, belki bunlarla hareket ederek ortak bir anlamlandırma d&uuml;ş&uuml;nebiliriz. Tek taraflı, &lsquo;ben sana s&ouml;ylerim saadetin ne olduğunu' gibi değil, karşılıklı bir şekilde."</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Kapak fotoğrafı:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>'&Ccedil;ocukların dilinde Zaferin adı'</strong>, tek perdelik operet, 2010, G&uuml;lsuyu-G&uuml;lensu<br /> <strong>Etcetera...</strong> (Federico Zukerfeld, Loreto Garin Guzman)<br /> K&uuml;lt&uuml;rel Aracılar ve Etcetera Arşivleri</p>]]></description></item><item><title><![CDATA[Yazılar]]></title><link><![CDATA[http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=9]]></link><description><![CDATA[<a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=46">Hatırlayan Ucubeler: Tophane&#8217;deki İşçi Anıtının Hikâyesinin İzini Sürmek - Bölüm I</a><br /> Meltem Ahıska<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=47">Yedinci Adam</a><br /> Hafriyat<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=48">Konu Kültürel Politikalar Haline Geldiğinde: Onuncu Sharjah Bienali`nde Liberalizmin Tuzakları</a><br /> Angela Harutyunyan<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=49">İş Başa Düşünce&#8230;: Tophane Olaylarının Ardından Hassasiyet ve Sorumluluk Üzerine Sorular</a><br /> Banu Karaca<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=50">Neoliberal Ütopya Olarak Mekânsız Mekânlar: Soylulaştırılan İstiklal Caddesi ve Ticarileştirilen Kent Mekânları</a><br /> Yaşar Adnan Adanalı<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=51">Erbay Yucak ile Bir Umut Derneği Üzerine Söyleşi</a><br /> Meltem Ahıska<br /><br /><br /> Erden Kosova<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=52">Kapitalizm, Umutsuzluk ve Aciliyet</a><br /> Deniz Yonucu<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=53">Şiddet ve Özgürlük: Kürt Çocuklarının Siyaseti - Bölüm I</a><br /> Haydar Darıcı<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=54">&#8220;Çıplak Hayat&#8221; ve &#8220;Politik Olan&#8221; Arasında Yoksulluk ve Yurttaşlık: İstanbul Kavakpınar Vakası</a><br /> Meltem Ahıska<br /><br /><br /> Zafer Yenal<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=55">Kültürel Aracılar ve Olası Etkileri Üzerine</a><br /> Oda Projesi<br /><br /><br /> Erdoğan Yıldız<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=56">Pelin Demireli, Neşe Ozan ve İlhan Sayın ile Sulukulelilerle Dayanışma Çalışmaları Üzerine bir Söyleşi</a><br /> Balca Ergener<br /><br /><br /> Asena Günal<br /><br /><br /> Erden Kosova<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=57">Çirkinkent: Avrupa&#8217;daki Roman Karşıtlığına Reddiye</a><br /> Eduard Freudmann<br /><br /><br /> Ivana Marjanovi&#263;<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=58">Avrupa&#8217;da Çingene Düşmanlığı ve Sınıfsal Irkçılık</a><br /> Vladan Jeremi&#263;<br /><br /><br /> Rena Rädle<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=61">Yeni Partizanlar Arayın: &#8216;Partisan Songspiel. Belgrade Story&#8217; Adlı Videonun Yaratıcıları ile Söyleşi</a><br /> Jelena Vesi&#263;<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=62">Irkçılıkla Mücadelede Sanatsal ve Kuramsal Stratejiler</a><br /> Suzana Millevska<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=64">Hatırlayan Ucubeler: Tophane&#8217;deki İşçi Anıtının Hikâyesinin İzini Sürmek - Bölüm II</a><br /> Meltem Ahıska<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=65">Hatırlayan Ucubeler: Tophane&#8217;deki İşçi Anıtının Hikâyesinin İzini Sürmek - Bölüm IIII</a><br /> Meltem Ahıska<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=66">Şiddet ve Özgürlük: Kürt Çocuklarının Siyaseti - Bölüm II</a><br /> Haydar Darıcı<br /><br />]]></description></item><item><title><![CDATA[Sayı 2]]></title><link><![CDATA[http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=7]]></link><description><![CDATA[13.10.2010 <p style="text-align: justify;">Bu sayı, Red Thread e-dergisi ile <a href="http://at.tranzit.org/en/sweet_sixties/" target="_blank">TATLI 60'lar</a> projesinin işbirliği sonucunda hazırlandı. Red Thread; g&ouml;zden uzak kalmış b&ouml;lgelerin 1960'larda ge&ccedil;irdiği devrimi g&uuml;ncel sanat perspektifinden ve teorik a&ccedil;ıdan mercek altına alan ve ilgili kişi ve kurumların işbirliğiyle geniş bir uluslararası ağ oluşturan uzun vadeli, deneysel ve bilimsel bir araştırma, eğitim ve k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;k projesi olan TATLI 60'lar i&ccedil;in teorik bir platform sağladı. &nbsp;&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Karşılaştırmalı bir analiz yapan ve 60 ve 70'lerin sanat, k&uuml;lt&uuml;r ve toplumlarında g&ouml;r&uuml;len tarihsel gelişmeleri bir bağlama oturtarak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki sosyopolitik ve k&uuml;lt&uuml;rel durumlara etkilerini araştıran TATLI 60'lar projesinin, k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;k ve sanat &ccedil;alışmalarındaki odağı, "ideoloji sonrası toplumlar"dır (Sovyet d&ouml;nemi sonrasındaki, sosyalizm sonrasındaki &uuml;lkeler, Doğu Avrupa, Ortadoğu, Batı ve Orta Asya ile Kuzey Afrika &uuml;lkeleri ve ikinci adımda, &Ccedil;in ve Latin Amerika).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">60'larda k&uuml;resel k&uuml;lt&uuml;r&uuml; etkisi altına alan ve hen&uuml;z h&acirc;l&acirc; tam anlamıyla g&uuml;n ışığına &ccedil;ıkmamış değişim ile birlikte, bu değişimin, devrimci d&ouml;neme dair tarihi incelemelerde g&ouml;z ardı edilen &uuml;lkelerdeki etkileri ve "Prag Hattı" &ouml;tesinde gelişen durumlar projenin ana odağını oluşturmaktadır. Genel algıda, 60'lar h&acirc;l&acirc; Batı k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ile ilişkilendirilmektedir ve "periferi"de yahut "kenarda kalmış" b&ouml;lgelerde Batı'daki s&uuml;re&ccedil;lerin bi&ccedil;imsel ve b&ouml;l&uuml;k p&ouml;r&ccedil;&uuml;k kopyalarına rastlandığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Jeopolitik ve sosyok&uuml;lt&uuml;rel bağlamların farklılığına rağmen, Batı Asya, Ortadoğu, G&uuml;ney Kafkaslar ve (Arap d&uuml;nyası da dahil olmak &uuml;zere) Kuzey Afrika'daki &uuml;lkelerde 60'ların ortalarından beri s&uuml;regelen siyasi, sosyal ve k&uuml;lt&uuml;rel s&uuml;re&ccedil;ler, birbirleriyle yakından ilişkili olmuştur ve hem b&ouml;lgesel, hem de k&uuml;resel a&ccedil;ıdan sonraki gelişmelerin şekillenmesinde ciddi rol oynamıştır. S&ouml;z konusu d&ouml;nemde inşa edilmiş siyasi, toplumsal ve k&uuml;lt&uuml;rel paradigma ve kurguların altında yatan anlayışın ve yol a&ccedil;tığı etkilerin izlerini g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de s&uuml;rmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Aynı zamanda bug&uuml;n bu "isyan coşkusuyla" dolup taşmış devrin k&uuml;lt&uuml;rleştirilmesine ve estetize edilmesine tanık olmaktayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Proje; toplumsal, k&uuml;lt&uuml;rel, siyasi ve ekonomik alanlardaki&nbsp; (toplumsal/siyasi hareketler ile mimari, edebiyat, g&ouml;rsel sanatlar, sinema, pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;r, kitle k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ve alt k&uuml;lt&uuml;rdeki vs. başlıca &ccedil;alışma ve trendler gibi) &ouml;nemli sembol, ifade ve gelişmeleri (g&uuml;ncel sanat perspektifinden ve eleştirel yaklaşımlarla) karşılaştırmalı bir şekilde analiz ederek, bu &ccedil;alkantılı d&ouml;nem a&ccedil;ısından s&ouml;z konusu &uuml;lkelerdeki fark ve benzerlikleri incelemektedir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">60'ların başında, o d&ouml;nem periferi veya taşra olarak g&ouml;r&uuml;len pek &ccedil;ok sanat &ccedil;evresine ve at&ouml;lyelere umutlu bir modernizm ruhu ulaşmıştı. Stalinist ger&ccedil;ek&ccedil;ilik diktası boyunca tırmanan varoluşsal korkularla birlikte, Sovyet Bloğu diye adlandırılan b&ouml;lgede daha 1956 yılında bile karşı tepkiler g&ouml;r&uuml;lmeye başlamış, sonu&ccedil; olarak da aşırı &ouml;znellik yeniden filizlenmişti. Batı ve Orta Asya'nın yanı sıra, Arap D&uuml;nyası ile Kuzey ve Orta Afrika'daki totaliter ve kolonyal sanat &ccedil;evrelerinde ortaya &ccedil;ıkan yeni grup ve g&ouml;r&uuml;şler, uluslararası ge&ccedil; modernist evrenselci sanat ruhuna katıldılar ve kinetik objeleri, ışık yerleştirmeleri ve yapısal-geometrik soyutlamalarıyla kendilerini yeniden uluslararası kanonun bir par&ccedil;ası olarak g&ouml;rebildiler.&nbsp; Savaştan sonraki ikinci on yıllık d&ouml;nemde, Demir Perde'nin her iki yanından ve eski kolonilerden bir kuşak neokonstr&uuml;ktivist sanat&ccedil;ı bir t&uuml;r uluslararası birlik oluşturmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">S&ouml;z konusu d&ouml;nemde, baskıcı atmosferin etkisinin azalması sanatsal ifadeyi &ouml;zg&uuml;rleştirmiş, estetik &ccedil;alışmalar i&ccedil;in de yeni bir yaklaşımın yolunu a&ccedil;mıştır. Neokonstr&uuml;ktif modernizm, yeni soyutlama, bir devrin kapanışını simgelemekle kalmamış, bir a&ccedil;ıdan baskı mekanizması işlevi de g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r: yeni modernizm; fordizm, sosyalizm ile onların toplumsal modernizasyon modellerinin hata ve kusurlarının da telafisiydi; kitle k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; ve k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n rutin nesnelerini eleştirmiş, sanat &ccedil;alışmalarını formu temel alan soyut bir uzama taşımış ve Soğuk Savaş d&ouml;nemi d&uuml;nyasının birleşme noktası olmuştu. Neo-avangardlar d&ouml;nemi d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanında etkiler bırakmıştır. Oysa g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kanonu oluşturan h&acirc;l&acirc;, merkezde yer almış neo-avangardlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kabul g&ouml;ren egemen anlatıların ve tarihi kanonların aksine, proje, 60'lardaki s&uuml;re&ccedil;leri, tekil bir patlamanın d&uuml;nyanın diğer b&ouml;lgelerinde yankı bulması olarak değerlendirmemekte; k&uuml;resel &ouml;l&ccedil;ekte yaşanmış ve farklı radikal sosyopolitik ve k&uuml;lt&uuml;rel s&uuml;re&ccedil;lerin gelişmesine bağlı olarak d&uuml;nyanın her k&ouml;şesinde paralel moderniteler oluşmasına yol a&ccedil;mış genel bir sosyok&uuml;lt&uuml;rel, siyasi ve ekonomik durum olarak g&ouml;rmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;">İngilizceden &ccedil;eviren: G&uuml;lin Ekinci</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>]]></description></item><item><title><![CDATA[Yazılar]]></title><link><![CDATA[http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=7]]></link><description><![CDATA[<a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=31">Sovyet 60`ları: Projenin Sona Ermesinden Hemen Önce</a><br /> Keti Chukhrov<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=32">"Sonradan Gelen Her Zaman Gelecek Değildir" ("Yugoslavya (sonrası) sanatında siyasal pratikler" projesi üzerine bazı düşünümler)</a><br /> Branislav Dimitrijevi&#263;<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=33">Kolektif Hafızadaki Boşluklar veya Yerevan`ın Kentsel Uzamının 60`lardaki Dönüşümü</a><br /> Ruben Arevshatyan<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=34">Anıtsal ve Minimal Mekân: Mimarlıkta ve Şehir Planlamacılığında Sovyet Modernizmine Giriş</a><br /> Klaus Ronneberger, Georg Scho&#776;llhammer<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=35">60`lar Deneyimine Dönüş: Yuliya Sorokina (Almatı) ile Ulan Djaparov (Bişkek) Arasındaki Bir Tartışma</a><br /> Yuliya Sorokina, Ulan Djaparov<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=36">Melih Cevdet: İkinci Yeni`den Sonra</a><br /> Orhan Koc&#807;ak<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=37">Çelişkili 60`lar: İmparatorluk ve Kültürel Direniş</a><br /> Hrach Bayadyan<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=38">1968: Küresel mi Yerel mi? </a><br /> Emin Alper<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=39">(Ukrayna) Milliyetçiliği Hakkında Bilmek İsteyip Lenin`e Sormaya Çekindiğiniz Her Şey</a><br /> Olga Bryukhovetska<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=40">60`ların Anlatıları</a><br /> Sohrab Mahdavi<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=41">Yenilenmenin Kara Güneşi</a><br /> Toni Maraini<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=42">Tatlı 60lar: Halkların Kurtuluşu ve Bireylerin Özgürlüğü Arasında, ya da Kendini Temsil Etmenin Zorluğu</a><br /> Daho Djerbal<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=43">Nadire Mater ile Söyleşi</a><br /> Ceren U&#776;nlü<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=44">İnsanileşmenin Bir Koşulu Olarak Bilimselleşme</a><br /> Matko Mes&#780;trovi&#65279;&#65279;&#65279;&#263;<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=45">Kor ve Ateş Yılları</a><br /> Didem Pekün<br /><br />]]></description></item><item><title><![CDATA[Sayı 1]]></title><link><![CDATA[http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=6]]></link><description><![CDATA[24.09.2009 <p style="text-align: justify;"><em>Red Thread</em> e-dergisinin edit&ouml;rleri olarak, ciddi bir &ccedil;eşitlilikle [<em>heterogeneity</em>] karşı karşıyayız. Bu &ccedil;eşitlilik bir yandan projenin gerektirdiği bir şey, &ccedil;&uuml;nk&uuml; farklı b&ouml;lgelerden insanların dergiye katkıda bulunması bekleniyor: Merkezinde T&uuml;rkiye'nin yer aldığı, G&uuml;neydoğu ve Doğu Avrupa, daha doğrusu Balkanlar olarak bilinen b&ouml;lgeyi, G&uuml;ney Kafkaslar ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı i&ccedil;ine alan bir coğrafyadan bahsediyoruz. &Ouml;te yandan, "tabloyu genişletmek" ve b&ouml;lgesel katılımcı ağları arasında bağlar kurmak a&ccedil;ısından bu &ccedil;eşitliliğin &ccedil;ok verimli olduğu g&ouml;r&uuml;lebilir. İlişki ağları derken, neredeyse hepsi kaynak geliştirmek i&ccedil;in oluşturulan, bildiğimiz anlamdaki ağları kastetmiyoruz. Bizim derdimiz, s&ouml;z konusu coğrafyanın ortak sorunlarına el birliğiyle kafa yormak, b&ouml;ylece g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde keskin sınırlarla ayrılmış farklılıkları kolaylıkla aşılabilir kılmak &uuml;zere karşılaşmaların, dostlukların ve kolektif &uuml;retimlerin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;mak.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Bu &ccedil;eşitliliğin &uuml;retici olmasının yolu, ortak zemini g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılan bir karşılıklı alışveriş s&uuml;recinden ge&ccedil;iyor: Yerel d&uuml;zeyde kendini g&ouml;steren &ccedil;eşitliliklerin ortak bağlamı, neo-liberal k&uuml;resel kapitalizmdir. Bu coğrafya i&ccedil;inde paylaştığımız ortak noktalardan bahsettiğimizde, akıllara hemen, yaşadığımız b&ouml;lgelerde &ccedil;oğu zaman şiddete varan &ccedil;atışma hali ve "&ccedil;atışmaları uygar bi&ccedil;imde &ccedil;&ouml;zecek siyasi irade" eksikliği gelir. İşte bu e-derginin sorunsallaştırmaya &ccedil;alıştığı, tam da "Batı bakışının" bu <em>locus communis</em>'idir. Batı'nın bu coğrafyayla ilgili siyasi imgeleminin başat unsurları, etno-milliyet&ccedil;ilik, k&ouml;ktendincilik ve resmi ideoloji olarak benimsenen &ccedil;okk&uuml;lt&uuml;rl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n arkasına sığınılarak i&ccedil;ten i&ccedil;e s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len "şark despotizmi"dir. Entelekt&uuml;el ve sanatsal, yani k&uuml;lt&uuml;rel &uuml;retimin &ccedil;eşitli siyasi (yeniden) eklemlenmelerini ele alan dergi, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n neo-liberal k&uuml;lt&uuml;r politikaları i&ccedil;erisinde "kimlik"lerin birbirinden ayrılma ve (yeniden) birleştirilme bi&ccedil;imlerine meydan okumaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Derginin ilk sayısında ortaya atılan sorular ş&ouml;yle &ouml;zetlenebilir: Bir konu olarak (yani hem g&uuml;ncel bir konu hem de farklı sanat&ccedil;ıların, k&uuml;rat&ouml;rlerin, sanat eleştirmenlerinin ve kuramcılarının g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bir alan olarak) sanat, daha geniş k&uuml;lt&uuml;rel ve sosyo-politik&nbsp; bağlamlarda (k&uuml;resel neo-liberal &ccedil;okk&uuml;lt&uuml;rc&uuml; politikalar ile yerel ulusal k&uuml;lt&uuml;rler arasında) kendini nasıl konumlandırmaktadır? G&uuml;ncel sanat, entelekt&uuml;el &uuml;retim ve genel olarak k&uuml;lt&uuml;r alanındaki akt&ouml;rler olarak bizler, bu iki konum arasında sıkışıp kalıyor, ikisinden birine bağlı kalmaya mecbur mu oluyoruz? Dahası, k&uuml;lt&uuml;rde direniş ve/veya m&uuml;dahale pratikleri nasıl tahayy&uuml;l edilebilir ve hayata ge&ccedil;irilebilir? Neo-liberal kapitalizmin teknolojileri aracığıyla m&uuml;temadiyen yeniden inşa s&uuml;recinde olan "ger&ccedil;eklik"le nasıl ilişki kurmalıyız? "Sol" politikanın hasar g&ouml;rm&uuml;ş kavramlarını nasıl yeniden ele ge&ccedil;irebiliriz? Başka deyişle, sanatsal ve k&uuml;lt&uuml;rel &uuml;retimler, hem sanatta hem politikada yaşanan mevcut temsil krizi i&ccedil;erisinde nasıl <em>politik</em> olabilir?</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Benzerlikler ve farklılıklar sorunsalı dergideki b&uuml;t&uuml;n metinlere damgasını vuruyor - coğraf&icirc; &ouml;zg&uuml;ll&uuml;klerin yanı sıra her bağlamda d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; benzerlikler de var. "Asyaca Direnmek", başlığının d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; kadar "Asyalı" olmayabilir; Oksana Şatalova'nın metni, bu coğrafyadaki toplumların "farklı zihniyeti", k&uuml;lt&uuml;rlerinin "&ouml;tekiliği" veya "Doğululuğu" olarak algılanan şeye y&ouml;nelik s&ouml;m&uuml;rge &ouml;ncesi veya sonrası yaklaşımlarda daha &ouml;nce pek &ccedil;ok kez irdelenmiş olan "farklı k&uuml;lt&uuml;rleştirme" sorunlarına dikkat &ccedil;ekse de, iktidarın fiil&icirc; eğiliminin "aynılığı"nı anlamak a&ccedil;ısından &ccedil;ok bariz ipu&ccedil;ları sağlıyor. D&uuml;nyayı "mantık yerine sezgiyle" kavramaya veya temelde horg&ouml;r&uuml;len ve şiddetle reddedilen "metafor"lar yoluyla ifade etmeye &ccedil;alıştığımızda, onu "farklı şekilde anlamak" i&ccedil;in ne kadar &ccedil;aba g&ouml;stersek de, tekinsiz bi&ccedil;imde benzer olan "şeyler" ortaya &ccedil;ıkar. "Kurumlarla ilgili sorun"&nbsp; (eleştirilecek kurumlar yokmuş gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; zaman bile bu bir "sorun" olmaya devam eder), "birşeylerin olup bittiği" 1990'lara duyulan &ouml;zlem&nbsp; (bizce bu yalnızca Doğu Avrupa'ya &ouml;zg&uuml; bir algı değildir), "kolektivite"nin canlılığını koruması noktasında artan zorluklar, kamusal alanda yaşanan &ccedil;eşitli d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerin artan hızı - b&uuml;t&uuml;n bunlar, bu metnin muhtemel okurlarına &ccedil;ok tanıdık gelecektir. Belki de bu benzerlikler arasında en ilginci, <em>urodivy, </em>yani "abdal"<em> </em>fig&uuml;r&uuml;d&uuml;r: kamusal alanda nihayet eleştirel ifade imk&acirc;nına sahip olacağı bir konuma kavuştuğunda, o konumu dillendirirken kendini kasıtlı olarak marjinalleştirdiğini g&ouml;ren kişi. Bu s&uuml;re&ccedil;, bi&ccedil;imi bakımından farklı ve ifade aracı olan &ouml;zg&uuml;l "dil"e fazlasıyla bağımlı gibi g&ouml;r&uuml;nse de,&nbsp; sanat&ccedil;ı/eylemci &ouml;zne daima bu s&uuml;re&ccedil;te kendi işlevini belirler; ele aldığımız &ouml;zg&uuml;l durumda, konuşabilmek i&ccedil;in, &ouml;nce "hayattan kopuk", yani "deli" olduğunuzu ilan etmeniz gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Vartan Jaloyan'ın "Ermenistan'daki Yeni Siyasi &Ouml;zneler ve 1 Mart Olayları" başlıklı metninde de keşfedilecek pek &ccedil;ok "benzerlik" var. "Ge&ccedil;iş senaryosu", iyi bilinen bir mefhumdur: "Kamusal alan" &ouml;nce "demokratik değişimleri" hayata ge&ccedil;irmek i&ccedil;in ara&ccedil;sallaştırılır, ardından "işlevini yerine getirdiği" ve artık bir "sorun" haline geldiği i&ccedil;in baskı altına alınır&nbsp; ve yeni kurulan otoriter rejimler tarafından ele ge&ccedil;irilir. Berlin'in doğusunda yaşayan herkes bu senaryoya aşinadır. Kapitalizmin kendi i&ccedil;indeki &ccedil;elişkiler, "milliyet&ccedil;i" ve "liberal" kutuplar arasındaki &ccedil;atışmalar da herkesin malumu; metinde ayrıca, soyut "ulus" kavramının, ger&ccedil;ekte siyaset fikrini "felce uğratmanın" ve toplumun genelinden dışlamanın aracı olduğu, siyas&icirc; eylem alanının ya daha dolaysız bir "kentsel" d&uuml;zeyde veya - ekleyebiliriz ki - "ulus"unkinden &ccedil;ok daha geniş ve somut bir uluslararası alanda a&ccedil;ılacağı kabul&uuml; de var. Pek &ccedil;ok yerde olduğu gibi, teknolojinin k&ouml;kl&uuml; değişimler yaratmak i&ccedil;in bir ara&ccedil; olarak kullanılabileceği, b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;inde kavranamasa da fikir olarak mevcut; hatta, on yıl &ouml;nce olsa e-dergimizin sayfalarında Ermeni "DVD devrimi" gibi bir konuyu tartışacağımızı tahmin edemezdik. Fakat, &ccedil;ağdaş ilişki ağlarının ve teknolojik "ifade ara&ccedil;larının" bu "g&uuml;c&uuml;"n&uuml; titizlikle incelemek, siyas&icirc; eylemde tamamen "teknolojik yaklaşım"lara dayanmanın ne derece etkili olacağı a&ccedil;ısından bu g&uuml;c&uuml;n sonu&ccedil;larını iyi &ouml;l&ccedil;&uuml;p bi&ccedil;mek gerekiyor. Ge&ccedil;tiğimiz on yılda mantar gibi &ccedil;oğalan kendi kendine &ouml;rg&uuml;tlenmiş ağların g&uuml;c&uuml;ne ne kadar inansak da, hangi topluma mensup olursak olalım ya da toplumumuzun algılanan "gelişmişlik derecesi" ne olursa olsun, Jaloyan'ın metninde altına hepimizin imza atacağı bir c&uuml;mle var: "Erivan'ın kapitalist yeniden yapılanması, şimdilik sadece b&uuml;y&uuml;k iş adamı &lsquo;oligarklardan' ve ellerinde b&uuml;y&uuml;k ekonomik g&uuml;&ccedil; toplayan ayrıcalıklı devlet adamlarından oluşan siyasi y&ouml;netici kesimin yeniden yapılanması anlamına da gelmekteydi."</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Benzerliklere devam edecek olursak, dergide sergi a&ccedil;ılışlarında yaşanan şiddet olaylarına (veya sergi kapatma vakalarına) odaklanan bir b&ouml;l&uuml;m bulunuyor; Belgrad'daki "Exception [İstisna]: Kosovalı Gen&ccedil; Sanat&ccedil;ılar" adlı serginin a&ccedil;ılışının engellenmesinden yola &ccedil;ıkarak bu "vakayı" inceleyen &uuml;&ccedil; metin var (Jelena Vesi&#263;, Du&scaron;an Grlja ve Vladimir Jeri&#263;); diğer bir metin (Balca Ergener), İstanbul'daki "Ellinci Yılında 6-7 Eyl&uuml;l Olayları Sergisi"nin &nbsp;a&ccedil;ılışında eserlerin tahrip edildiği olayların arka planını masaya yatırıyor. İki olay arasında a&ccedil;ık birtakım farklar var: Belgrad'dakinde saldırının hedefi bizatihi "sanatın &ouml;zerkliği" olarak algılandı; İstanbul'dakindeyse, sergi belgesel nitelik taşıdığından, "kamusal ifade hakkı"nın tehdit altında olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;. Ayrıca, Belgrad'daki sergi hi&ccedil; a&ccedil;ılmadı ve olaylardan kısa bir s&uuml;re sonra hem galeriden hem de kamusal alandan kaldırıldı; İstanbul'daki sergiyse sonu&ccedil;ta g&ouml;sterildi ve bu "vaka" etrafında kamusal tartışma yaşandı. Gelgelelim, burada da, her iki vaka arasında bahsettiğimiz olaylar etrafında g&ouml;zlemlenen benzerlikler &ouml;nemlidir: Her ikisinde de, baskı aygıtı - polis - ne bu sergileri "sosyal olarak korunan" sanat etkinlikleri kapsamına aldı, ne de teşhir edilen eserlerin "polis koruması altında" olduğunu duyurdu. Metinleri okuyup, polisin kendi g&ouml;revini ink&acirc;r etmesinin altındaki sebepleri irdeledik&ccedil;e, nedense hep T&uuml;rkiye'yle &ouml;zdeşleştirilen "derin devlet" kavramının o kadar da benzersiz olmadığını g&ouml;r&uuml;yoruz. "Modern ulus inşası" dediğimiz şeyin b&uuml;t&uuml;n farklı unsurları "kimlik politikasının" evrenine dahildir; bu unsurlar, daima şu veya bu "elverişli" s&ouml;ylemi yeniden &uuml;retmenin fiil&icirc; ara&ccedil;larının ve kaynaklarının kontrol&uuml;yle bağlantılı olan yeni/eski iktidar tezah&uuml;rlerine hizmet etmek &uuml;zere iyiden iyiye ara&ccedil;sallaştırılmıştı. Bir yanda "tarihler", &ouml;te yanda Tarih vardır; bildiğimiz haliyle d&uuml;nyayı&nbsp; bi&ccedil;imlendirmenin ve kontrol etmenin ara&ccedil;larını da amacını da bu b&uuml;y&uuml;k harfli Tarih belirler. A&ccedil;ıktır ki, bu metinlerde incelenen sergiler, ister "sanatsal/g&uuml;ncel" ister "belgesel" nitelik taşısınlar, "Tarih"e m&uuml;dahale etme girişimleri olarak algılanmıştır - burası,&nbsp; mevcut iktidar yapılanmasına meydan okuyanlar i&ccedil;in yasak b&ouml;lgedir. Polisin işlevini yerine getirmemesinin yanı sıra, her iki durumda başka benzer mekanizmalar da vardır; her zaman hazırda bekletilen, devletin gayri resmi baskı aygıtı işlevi g&ouml;ren faşist g&uuml;ruhların kolaylıkla devreye sokulması, kamusal alanı ve kamuoyunu y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in "medya makinelerinin" g&uuml;c&uuml;n&uuml;n&nbsp; kullanılması, sergileri desteklemeye y&ouml;nelik tepkiler sırasında bu etkinlikleri savunan şahısların kurumsal bağlantıları yerine isimlerinin kullanılması (ger&ccedil;i bu her iki durumda farklı sonu&ccedil;lar doğurmuştur, bu da incelenmesi gereken bir diğer mevzudur).</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Ş&uuml;kr&uuml; Argın'ın&nbsp; "Daralan Kamu, Buharlaşan Siyaset ve &Ccedil;ıkış İmk&acirc;nları" başlıklı metninde, sadece bu e-derginin alanını oluşturan coğrafyanın tamamında değil, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n k&uuml;reselleşmiş kapitalist d&uuml;nyasının d&ouml;rt bir yanında da ortak olan benzerlikler a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. &Ouml;zel sermayenin kamusal mek&acirc;na ve kamusal alana girmesi, medya imgeleri aracılığıyla siyasetin gayri siyasileştirilmesi, parlamenter demokrasinin temeli olarak temsilin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml; gayet iyi bilinen olgulardır ve uzun yıllardır ele alınan konuları oluştururlar. Ş&uuml;kr&uuml; Argın'ın "buharlaşan siyaset" olarak tarif ettiği durumun başat unsurlarıdır bunlar; bu ifadenin <em>Kom&uuml;nist Manifesto</em>'da ortaya atılmış olması da tesad&uuml;f değildir, ne de olsa bu durum, kapitalizmin a&ccedil;ığa &ccedil;ıkardığı eğilimlerden biridir. Siyasetin ayaklarını basacağı sağlam zeminin kaybolması, Argın'a g&ouml;re, temsil ve meşruiyet krizi olarak adlandırılan olgularda da a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;lebilir: "D&uuml;zen-karşıtı parti, &ouml;rg&uuml;t ve/veya hareketler i&ccedil;in asıl mesele &lsquo;meşruiyet krizi'ni derinleştirmek ve b&ouml;ylece d&uuml;zen-i&ccedil;i parti ve &ouml;rg&uuml;tler i&ccedil;in bu krizi &lsquo;idare edilemez' bir hale getirmek; buna karşılık, &lsquo;aidiyet krizi'ni aşmak i&ccedil;in ne yapılması gerekiyorsa acilen onu yapmak, bu krizi aşmanın yollarını fazla vakit ge&ccedil;irmeden bulmak..."</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde siyaset yapısı ikili ve hiyerarşikleşmiştir. Bir yanda uluslar&uuml;st&uuml; kurumların temsil ettiği, sıradan insanların erişimine kapalı olan <em>haute politique</em>; &ouml;te yanda, sıradan insanlara havale edildiği varsayılan ama sorunların k&ouml;keni "y&uuml;ksek siyaset"te yattığı i&ccedil;in hi&ccedil;bir şeyi &ccedil;&ouml;zemediği g&ouml;r&uuml;len, yerelleştirilmiş ve &ouml;zg&uuml;l sorunlarla ilgilenen "alt politika" bulunur. Bu neo-liberal siyaset (yeniden) yapılanmasında sıradan insanlardan sadece biraz daha &uuml;stte yer alan k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;alışanları, kadim "Ne yapmalı" sorusuyla y&uuml;z y&uuml;zedirler. Ş&uuml;kr&uuml; Argın bu soruya cevap ararken &uuml;&ccedil; somut eylem &ouml;rneğinden hareket eder. İlki, Moskova Eylemciliği grubunun <em>T&uuml;m Partilere Karşı Kampanya</em>'sıdır: Grup, ge&ccedil;ersiz oylar atarak se&ccedil;im s&uuml;recini sekteye uğratmaya, b&ouml;ylece temsil krizini derinleştirip ifşa etmeye &ccedil;alışarak siyasi bir etki yaratmıştır. Anti-militarist bir girişim olan <em>Rusya Asker Anaları Komiteleri Birliği</em>, "anneliğe dayalı siyaset" olarak adlandırılabilecek bir alternatif &ouml;nerir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; &ouml;rnekse, T&uuml;rkiye'de Hrant Dink'in katledilişini kamusal olarak lanetleyen insanları temsil eder. B&uuml;t&uuml;n bu &ouml;rnekler, Ş&uuml;kr&uuml; Argın'a g&ouml;re, bizi g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n siyaset yapısının beslediği sahte se&ccedil;imlere mahk&ucirc;m eden s&ouml;zde-temsil&icirc; ve kimlik odaklı politikalardan "&ccedil;ıkış imk&acirc;nları"nı temsil eder.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Zeynep Gambetti, "İktidarın Muhalefeti / Muhalefetin İktidarı" adlı metninde, farklı k&uuml;lt&uuml;rlere mensup ve farklı bakış a&ccedil;ılarına sahip konuşmacıların "sınırlanmamış iletişim" kurmak ve diyaloğa dayalı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler &uuml;retmek amacıyla biraraya getirildiği konferanslarda edindiği deneyimlerden yola &ccedil;ıkıyor. Fakat sonu&ccedil; genelde bunun tersi olur. Her konuşmacı &ouml;tekilerle ilişkilenmeyi reddederek kendi g&uuml;ndeminin peşine d&uuml;şer ve &ccedil;oğunlukla belirli bir mağduriyet pozisyonu nedeniyle kendisinde b&ouml;yle bir hak g&ouml;r&uuml;r. S&ouml;z ile eylem arasındaki geleneksel idealist ayrımı eleştiren ve her s&ouml;ylemin daima bir "s&ouml;z edimi" olduğunu vurgulayan Gambetti, solda herkesin malumu olan hizipleşmelerde iktidar ile muhalefetin izlerini analiz ediyor. Son d&ouml;nemdeki T&uuml;rkiye solu &ouml;rneğinde, Ergenekon operasyonlarına karşı alınan tavır etrafında kendini g&ouml;steren b&ouml;l&uuml;nmeler "hakiki" sol ile "liberal" sol arasındaki ayrımı temsil etti. Gambetti bu b&ouml;l&uuml;nmede, iktidarın ayna imgesi olan muhalefetin iktidarından izler bulur. Hannah Arendt&rsquo;in konuşan insanları hem birbirine bağlayan hem de ayıran "masa" metaforuna başvurarak &ouml;zg&uuml;rleşmeye y&ouml;nelik eylemin imk&acirc;nları &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. İktidara muhalefeti tahayy&uuml;l edebilmek ve eylem ve &ouml;znellik bi&ccedil;imlerini tartışmak amacıyla Zapatistlerden &ouml;rnekler verir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Gambetti'nin metninde olduğu gibi Tanıl Bora'nın "Sol, Liberalizm ve Sinizm" başlıkla makalesinde de solda yaşanan b&uuml;y&uuml;k yarılma konu alınıyor ve her iki tarafın konumu birden sorunsallaştırılıyor. Tartışmadaki muhatabının zaaflarını teşhir etmekten ibaret kalan ve politik aklı ikili bir kimlik karşıtlığına kitleyen anlayışın politik eylem değil sinizm &uuml;reteceğini savunan Bora, sosyalizm ve liberalizm arasındaki sorunlu ilişkinin yeniden d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi &ccedil;ağrısında bulunuyor. Yazıda eşitlik, kamu, sosyal devlet gibi konulardaki a&ccedil;ık farklarının yanı sıra iki taraf arasında hak ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kler temaları etrafında iliklenmeler olabileceği, bu alanda liberalizmin başvurduğu soyut nitelikli tanımlamalara sosyalizmin maddi-nesnel ger&ccedil;ekleşme koşulları &uuml;zerindeki vurgusuyla somutluk kazandırabileceği ifade ediliyor. Wallerstein'ın radikal bir direniş pratiği olarak liberalizmin, artık kapitalizm dahilinde ger&ccedil;ekleştiremeyeceği anlaşılan hak, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve eşit yurttaş stat&uuml;s&uuml;ne dair vaatlerinin sahiplenilmesi &ccedil;ağrısını dikkate alan Bora, farklı t&uuml;rden talepleri yanyana dile getirebilecek bir dilin gerekliliğine ve sosyalizmin liberalizm ile olan gerilimini kendisini zinde tutacak kaynaklardan biri olarak kullanabileceğine işaret ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>&nbsp;</em></p>
<p style="text-align: justify;">"Milliyet&ccedil;ilik hem her yerde var olan hem de hi&ccedil;bir yerde elle tutulamayan; duruma g&ouml;re i&ccedil;i doldurulan, daha sonra i&ccedil;i boşaltılıp tekrar doldurulan, zaman i&ccedil;inde değişen i&ccedil;eriğiyle adeta her şeyi anlatan ve tam da bu y&uuml;zden hi&ccedil;bir şeyi anlatamayan bir kavram haline geliyor. &Ouml;yle ki, ulus-devletlerin kurucu ideolojisi olarak milliyet&ccedil;ilik kavram olarak hayatını s&uuml;rd&uuml;rse de, değişen zamanla birlikte &ccedil;ok daha başka ger&ccedil;eklikleri saklar hale geliyor."<em> </em>Meltem Ahıska, Ferhat Kentel ve Fırat Gen&ccedil;, <em>"Milletin B&ouml;l&uuml;nmez B&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;": Demokratikleşme S&uuml;recinde Par&ccedil;alayan Milliyet&ccedil;ilik(ler) </em>adlı kitaplarında yer alan bu pasajda, milliyet&ccedil;iliği kimlikler &uuml;st&uuml; d&uuml;zeylere erişen yekpare bir ideoloji &ccedil;er&ccedil;evesinde d&uuml;ş&uuml;nmek yerine, milliyet&ccedil;iliğin g&uuml;ndelik hayatta nasıl işlediğini, kapitalist k&uuml;reselleşme &ccedil;ağında &ouml;nerilen (yeg&acirc;ne) birleştirici g&uuml;&ccedil; olarak farklı bireylerin ya da cemaatlerin hangi arzularını ve rahatsızlıklarını temsil ettiğini incelemeyi &ouml;neriyorlar. Siren İdemen'in yazarlarla yaptığı s&ouml;yleşi, dergide "Milliyet&ccedil;ilik &Uuml;zerine" başlığıyla yayınlanıyor; s&ouml;yleşide, yazarların deyişiyle "&ouml;rt&uuml;n&uuml;n altındaki karmaşa"ya veya "farklı ger&ccedil;ekliklerin &uuml;zerinin &ouml;rt&uuml;lmesine" daha somut bir isim/bi&ccedil;im/y&uuml;z vermeye &ccedil;alışılıyor. "Oturduğumuz yerden milliyet&ccedil;ilik &uuml;zerine konuşmak başka, Anadolu'yu arşınlayıp y&uuml;z y&uuml;ze g&ouml;r&uuml;şmeler yapıp konuşmak başka" diyen Siren İdemen, s&ouml;yleşinin temel sorusunu da ortaya koyuyor: milliyet&ccedil;ilik kalkanıyla korunan sınıf farklılıkları, toplumsal adaletsizlik, aşağılanma, dışlanma, g&uuml;vencesizlik ve korku, neden ve nasıl olup da doğrudan ifade edilemiyor? Siren İdemen'in Meltem Ahıska, Ferhat Kentel ve Fırat Gen&ccedil;'le yaptığı s&ouml;yleşide, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z T&uuml;rkiye toplumunun kendine has &ouml;zellikleri ve gelenek ile modernleşme arasındaki i&ccedil;sel &ccedil;atışmaları masaya yatırılıyor; aynı zamanda, Sırbistan veya Latin Amerika &uuml;lkeleri gibi başka periferi toplumlarıyla arasındaki benzerliklere ve farklılıklara dikkat &ccedil;ekiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Brian Holmes, "Kendinden Ge&ccedil;me, Korku ve Sayı: &lsquo;Kalabalıkların Adamı'ndan Kendini &Ouml;rg&uuml;tleyen &Ccedil;okluk Mitlerine" adlı metninde, somut "sergi raporu"ndan&nbsp; uzaklaşıyor, g&uuml;ncel sanatın stratejilerini daha&nbsp; geniş &ouml;l&ccedil;ekli toplumsal ve siyas&icirc; stratejilerle karşılaştırarak analiz ediyor. Claire Staebler ile Jelena Vesi&#263;'in k&uuml;rat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nde DEPO İstanbul'da g&ouml;sterilen <em>No More Reality [Crowd and Performance]</em> (Ger&ccedil;eklik Bitti: [Kalabalık ve Performans]) sergisi, "garanti ve g&uuml;venlik" propagandasıyla kamusal mek&acirc;nı kontrol edecek yeni mekanizmaların icat edildiği 1990'larda yaşanan k&uuml;resel d&ouml;n&uuml;m&uuml;ş&uuml; g&ouml;zlemliyor ve inceliyordu. Kitlesel &ccedil;atışmalara, savaşlara, g&ouml;sterilere ve grevlere dair haberler, insanların hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml; besleyen ve birer t&uuml;ketim nesnesi haline gelen estetize edilmiş imgelere d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;l&uuml;r - tıpkı "aksiyon" veya "doğal afet" filmleri gibi. Bunların işlevi, bizi dehşetin başka bir yerde olduğuna, t&uuml;ketimci haz ve g&uuml;venlik duygusuna rahatlıkla teslim olabileceğimize inandırmaktır. <em>Ger&ccedil;eklik Bitti</em> sergisi, s&uuml;rekli istisna haline tabi tutulan sokaklardaki kalabalıkların bozguncu potansiyelini odağına alıyordu; Brian Holmes'un metni ise, bu odağa hem tarihsel hem de g&uuml;ncel bir persektif kazandırıyor. Holmes, "g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde s&uuml;regiden politik hayatın kaygı ve kendinden ge&ccedil;melerine musallat olmaya devam" eden, 20. ve 21. y&uuml;zyıla ait &uuml;&ccedil; fig&uuml;r &ouml;neriyor: &nbsp;"Elimizde ilk olarak 19. y&uuml;zyıl bireyinin kalabalıkla olan ilişkisi var ve bu ilişki genel eşitlik ilkesini temel alır. Pozitif y&uuml;z&uuml;n&uuml; <em>fl&acirc;neur</em>'&uuml;n g&ouml;n&uuml;ll&uuml; metamorfozlarında, negatif ikiziniyse şuursuz kalabalıkların kendisini seyreden kişiyi &ouml;ng&ouml;r&uuml;lemez, şiddetli bir panik patlamasına s&uuml;r&uuml;kleyebilecek ani anaforlarında g&ouml;sterir. İkinci olasılık, biyolojik d&uuml;rt&uuml;lerin otoriter bir liderin hayatın &ouml;tesindeki bedeninde yarı hipnotize halde erimesi hali tarafından y&ouml;netilen yirminci y&uuml;zyıl kitleleriyle ilgilidir. [...] Son olarak &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; fig&uuml;r, bir kendini &ouml;rg&uuml;tleme ilkesi tarafından y&ouml;netilen &ccedil;ağdaş &ccedil;okluktur. Bu ilke Paolo Virno ve Antonio Negri gibi yazarların ge&ccedil;tiğimiz yıllarda kucakladığı pozitif, y&uuml;kselen kolektif akıl maskesinde ortaya &ccedil;ık[ar]. "</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Sanatın, mevcut iktidar yapılanmalarına m&uuml;dahale etme ve bunları değiştirme a&ccedil;ısından taşıdığı potansiyel ne olabilir? Erden Kosova, T&uuml;rkiye'de 1980'lerden başlayarak sanat pratiklerine dair eleştirel bir okuma sunuyor. Sanat d&uuml;nyası ile siyaset arasındaki ilişkiler hep gergin ve &ccedil;atışmalı olagelmiştir. Kosova, 1980 asker&icirc; darbesi, G&uuml;neydoğu'da K&uuml;rtlere karşı y&uuml;r&uuml;t&uuml;len savaş ve daha yakın d&ouml;nemde Hrant Dink'in katledilişi gibi &ouml;nemli siyas&icirc; olaylara ve koşullara değinerek, siyas&icirc; atmosferin sanat &uuml;retimini ve sanat&ccedil;ıların tavrını nasıl etkilediğini ele alıyor. Ayrıca T&uuml;rkiye'nin, aynı anda hem &ouml;zlem hem de nefret duyulan Batı'nın kavramları arasında sıkışıp kaldığını hatırlatıp, bazı eserlerin "yerel" algısına karşıt olarak "ithal edilmiş" olarak algılanmasının altındaki siyas&icirc; i&ccedil;erimlere dikkat &ccedil;ekiyor. G&uuml;ncel sanat ortamı artık &ccedil;ok daha &ccedil;eşitli ve yerelleşmiş durumda, ayrıca &ccedil;ok daha&nbsp; "politik". Farklı formlarda sanat &uuml;reterek g&uuml;ncel siyas&icirc; meseleler karşısında tavrını g&ouml;steren &ccedil;ok sayıda alternatif sanat kolektifi var. Gelgelelim, bu sanat ortamı profesyonelleşme ve bireyselleşme eğilimlerinden ve bunların yaralayıcı &ccedil;atışmalarından azade değil. Kosova, bu eleştirel g&uuml;zerg&acirc;hta ilerleyerek, alternatif sanat mek&acirc;nlarına ve kolektiflerine bağlı kalmakta ısrar edebilmek i&ccedil;in sanatın ekonomi politiği &uuml;zerine daha derinlemesine kafa yormak gerektiğini vurguluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Rastko Mo&#269;nik'in <em>Extravagantia II: </em><em>Koliko Fa&scaron;izma? </em>[Extravagantia II: Ne Kadar Faşizm?] başlıklı &ccedil;alışması Yugoslavya'nın dağılması s&uuml;recinde yazılmış ve sonraki &ccedil;&ouml;z&uuml;mler &uuml;zerinde etki sahibi olmuş &ouml;nemli metinlerden biri. Yazar, Yugoslavya deneyimi i&ccedil;inde tek-parti y&ouml;netiminin belirlediği resmi siyasete karşı geliştirilmiş olan &ouml;zg&uuml;rleştirici s&ouml;ylemin dağılma s&uuml;recine girildiğinde, &ouml;zellikle Slovenya'nın bağımsızlığının tesis edilmesi &ouml;rneğinde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;zere, k&uuml;resel &ouml;l&ccedil;ekte etkiler yaratabilecek radikal bir alternatif sunabilme şansını elinin tersiyle ittiğini ve ulus-devlet &ccedil;er&ccedil;evesinde form&uuml;le edilen &ccedil;ıkarlarının savunulması &uuml;zerine kurulu kolaycı yolun tercih edildiğini savunuyor. Radikal fark imk&acirc;nının değerlendirilememiş olmasını aynı d&ouml;nemdeki kuramsal konumlara damgasını vurmuş "&uuml;topyen d&uuml;ş&uuml;ncenin sonu" s&ouml;ylemiyle ilişkilendiren Mo&#269;nik, Yugoslavya ve benzer &ouml;rneklerde y&uuml;zeye &ccedil;ıkan gerilimleri (faşist g&uuml;&ccedil;lerin etkinlik kazanması da dahil olmak &uuml;zere) &ccedil;evresel-kapitalizmin yeniden d&uuml;zenlenmesinde yaşanan yapısal sorunlarla ilişkilendiriyor. Anahatlarını Mo&#269;nik'in yazısında bulduğumuz dinamiklerin s&ouml;zkonusu &ccedil;evresel coğrafyalardaki g&uuml;ncel siyasetin Batı'ya entegrasyonu savunan demokratlar ile şovenist milliyet&ccedil;i g&uuml;&ccedil;ler arasına sıkıştığı bir manzaraya kadar uzandığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Du&scaron;an Grlja'nın "Sosyalizm Sonrası &Ouml;zerkliğin &Ccedil;atışkıları" başlıklı yazısı da, bu kutuplaşma s&uuml;recinin k&uuml;lt&uuml;rel &uuml;retim &uuml;zerindeki izlerini s&uuml;rmeye girişiyor. Grlja, "&ouml;zerklik" kavramı &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve bu kavramın, insanları "tekbenci girişimci &ouml;zneler" olarak&nbsp; "serbest piyasa ekonomisine" katılmaya ve "belirli bir k&uuml;lt&uuml;rel (ulusal, etnik veya din&icirc;) grubun mensubu olarak kaderlerini tayin etme haklarını" benimsemeye davet eden h&acirc;kim sosyalizm sonrası "akıl" tarafından gasp edildiğini g&ouml;steriyor. &Ouml;zerkliğe y&ouml;nelik h&acirc;kim &ccedil;ağrı, paradoksal bi&ccedil;imde, başta kom&uuml;nizm karşıtlığı olmak &uuml;zere neo-liberalizmin temel ideolojik ara&ccedil;larını yeniden onaylayarak yeni ve daha incelikli bağımlılıklar yaratıyor. B&ouml;ylece "&ouml;zerklik" b&uuml;t&uuml;n k&uuml;lt&uuml;rel etkinlikleri tanımlayan ve k&uuml;lt&uuml;r end&uuml;strisini besleyen bir şart haline geliyor - &ouml;zellikle de, "ilerici" olma iddiasındaki AB kaynaklı ve destekli projelerin bağlamı i&ccedil;erisinde.&nbsp;Sanat ile k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n, eskinin &ccedil;atışan taraflarını uzlaştıracağı ve "k&uuml;lt&uuml;rlerarası bir diyaloğu" g&uuml;&ccedil;lendireceği varsayılıyor. Peki bu durumda siyas&icirc; bir <em>kırılma, </em>bir<em> kopuş </em>nasıl yaratılabilir? Bu yapılanmada ger&ccedil;ekten &ouml;zerk olmanın imk&acirc;nı var mı? Dusan Grlja, &ouml;zerkliğin bireysel bir proje olamayacağını, kolektif madd&icirc; pratiği gerektirdiğini iddia ediyor. Mevcut k&uuml;lt&uuml;r alanı i&ccedil;erisindeki faaliyetlerin dışında kalmak, bunlara karşı tavır almak yeterli olamaz ona g&ouml;re. M&uuml;dahale kavramının tam olarak ne anlama geldiğini &ouml;zl&uuml; bir bi&ccedil;imde tartışıyor. &Ouml;zerklik, veya yazarın ifadesiyle "bitmek bilmeyen bir &ouml;zerkleşme s&uuml;reci", "verili &lsquo;rasyonelliğin' sınırlarını sınama (ve karşı koyma) yoluyla ger&ccedil;ekleşebilir." Tek bir kırılma hedeflenemez, birka&ccedil; cephede birka&ccedil; kırılma yaratılmalıdır. Bu tehlikeli savaşta m&uuml;dahaleler icat edilip yeniden icat edilmelidir, aksi halde kolayca karşı tarafa kayabilirler.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Red Thread</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Red Thread, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar, Kuzey Afrika ve &ouml;tesinden sanat&ccedil;ılar, k&uuml;rat&ouml;rler, teorisyenler, sosyal bilimciler ve k&uuml;lt&uuml;r alanında faaliyet g&ouml;steren kişiler arasında bilgi paylaşımını ve işbirliğini sağlayacak aktif bir platform olarak tasarlandı. Amacı, geniş bir jeopolitik bağlamda sosyal meselelerle ilgilenen sanat pratikleri hakkında bilgi &uuml;retmek ve bu bilgiyi geniş kesimlere yaymak, b&ouml;ylece resm&icirc; sanat tarihlerinde ve sergi uygulamalarında Batı anlatılarının egemenliğine meydan okumaktır. Red Thread, sanat ve toplum arasındaki ilişkileri derinleştiren ve sorgulayan hem tarihi hem de g&uuml;ncel yaklaşımları araştırmayı m&uuml;mk&uuml;n kılacak aktif ve erişilebilir bir websitesi ve derginin ele aldığı konular &uuml;zerine d&uuml;zenlenecek tartışmalar sayesinde; bu &lsquo;marjinal' b&ouml;lgelerdeki modernist mirasları ve tarihleri tekrar sorunsallaştırmayı, ve b&ouml;lgenin kendi tarihini oluşturması ve konumlandırması ve sanat tarihinin tekrar yorumlanması &uuml;zerine yeni yaklaşımlar &uuml;retmeyi ama&ccedil;lıyor. <br /> <br /> Projenin başlığı, Avrupa modernleşme projesinin periferi b&ouml;lgelerindeki farklı kavramsal tezah&uuml;rlerinde 1960'lardan beri mevcut olan eleştirel k&uuml;lt&uuml;rel ve sanatsal girişimlere işaret ediyor; bu tarihlerde Batı'nın yekpare y&uuml;ksek modernizm projesinin toplumsal ilerleme fikirleriyle ilişkisindeki kriz a&ccedil;ık&ccedil;a ortaya &ccedil;ıkmıştı. "Red thread" ifadesinin metaforik anlamı, sadece labirentten &ccedil;ıkışı değil, aynı zamanda toplumsal değişimi arzulayan ve bu s&uuml;re&ccedil;te k&uuml;lt&uuml;r ile sanatın etkin rol oynamasını savunan farklı entelekt&uuml;el, toplumsal ve sanatsal deneyler arasındaki kırılgan ve esnek bağı da temsil ediyor. <br /> <br /> Red Thread, uzun vadeli bir iletişim zemini oluşturmayı ve daraldığı varsayılmakla birlikte ger&ccedil;ekte son derece somut olan coğraf&icirc; sınırların par&ccedil;ası olan b&ouml;lgelerden gelen sanat&ccedil;ılar ve k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;alışanları i&ccedil;in yeni uluslararası platformlar yaratmayı hedeflemektedir. Her ne kadar bug&uuml;n uluslararası sanat &ccedil;evresinden dışlanmış hi&ccedil;bir b&ouml;lge kalmadığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lse de, denetim meselesi bakidir, i&ccedil;erme ve dışlama s&uuml;re&ccedil;leri h&acirc;l&acirc; &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeden devam etmektedir. Bu a&ccedil;ıdan, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve Kuzey Afrika b&ouml;lgelerine odaklanan proje, k&uuml;reselleşmiş d&uuml;nyada (sanat d&uuml;nyasında) sanat eserinin &uuml;retimi, tanımlanması ve sunumu ile sanat&ccedil;ının kimliği gibi meseleleri yeniden d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in etkin bir alan olarak tasarlanmıştır. Batı sanat sisteminde ge&ccedil;erli olan yerleşmiş kuralları irdelemeyi, bilginin dolaşımının ve alımlanmasının nasıl d&uuml;zenlendiğini ve bu d&uuml;zene nasıl meydan okuyabileceğimizi (ger&ccedil;ekten meydan okuyup okuyamayacağımızı) sorgulamayı hedeflemektedir.&nbsp;&nbsp; <br /> <br /> Red Thread e-dergisinde yayınlanan t&uuml;m metinler İngilizce ve T&uuml;rk&ccedil;e'nin yanı sıra &ouml;zg&uuml;n dillerinde de okunabilecek. Her sayıda, yeni metinlerle beraber b&ouml;lgede yaşayan yazarlarca kaleme alınmış, fakat uluslararası okuyuculara ulaşamamış bazı metinlerin &ccedil;evirilerine yer verilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;"><br /> İngilizceden &ccedil;eviren: El&ccedil;in Gen ve Erden Kosova</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>]]></description></item><item><title><![CDATA[Yazılar]]></title><link><![CDATA[http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=6]]></link><description><![CDATA[<a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=14">Daralan Kamu, Buharlaşan Siyaset ve Çıkış İmkânları </a><br /> Şükrü Argın<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=15">Kendinden Geçme, Korku ve Sayı: &#8220;Kalabalıkların Adamı&#8221;ndan Kendini Örgütleyen Çokluk Mitlerine</a><br /> Brian Holmes<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=16">Sosyalizm Sonrası Özerkliğin Çatışkıları</a><br /> Du&#353;an Grlja<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=17">Ermenistan&#8217;daki Yeni Siyasi Özneler ve 1 Mart Olayları</a><br /> Vartan Jaloyan<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=18">Asyaca Direnmek</a><br /> Oksana Shatalova<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=19">Extravagantia II: Koliko Fa&#353;izma?  [Extravagantia II: Ne Kadar Faşizm?]</a><br /> Rastko Mo&#269;nik<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=20">Ferhat Kentel, Meltem Ahıska ve Fırat Genç&#8217;le  Milliyetçilik Üzerine</a><br /> Siren İdemen<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=21">Exception [İstisna] &#8211; Sırbistan&#8217;da Genç Kosovalı Sanatçılar Sergisi Vakası</a><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=22">Sergileme Politikaları ve Güncel Sanatta Ulusal Temsilin Sorunları </a><br /> Jelena Vesi&#263;<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=23">Dört Perde ve Bir Çift Çorap</a><br /> Vladimir Jeri&#263;<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=24">İstisna ve Olağanüstü Hal  </a><br /> Du&#353;an Grlja<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=25">&#8220;Ellinci Yılında 6-7 Eylül Olayları&#8221; Sergisi ve  Sergiye Yapılan Saldırı Üzerine</a><br /> Balca Ergener<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=26">Yavaş Kurşun II</a><br /> Erden Kosova<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=27">İktidarın Muhalefeti / Muhalefetin İktidarı</a><br /> Zeynep Gambetti<br /><br /><a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=28">Sol, Liberalizm ve Sinizm</a><br /> Tanıl Bora<br /><br />]]></description></item>
</channel>
</rss>
